siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Nisan 2011

Güzel Ülkenin, Şahane İnsanları!

Dünya üzerinde zekasına bu kadar alenen ve hoyratça hakaret edilen başka bir ülke insanı olmuş mudur acaba?

Ülkenin başbakanı çıkıyor, nükleer santral ile evdeki tüpgazı karşılaştırıyor.. hani şaka/espri olarak bile kötü. Arkadaş ortamında birisi bunu espri olarak yapsa suratına bakarız ters ters..
Ama hükümetin başkanı zahmet edip, zeka unsuru taşıyan bir takım demogoji yapmaya, yanıltıcı istatistiklerle görüşünü desteklemeye çalışmaya gerek duymuyor, bodozlama dalga geçiyor halkla.. ama ne oluyor? (yazının sonunda...)

Sonra günlerden bir gün, aynı ülkede 1 milyon 7 yüzbin kişinin katıldığı, hepsinin geleceğini doğrudan ilgilendiren bir sınav yapılıyor. Sınavda öyle önlemler alınıyor ki, nerdeyse nefes almayı yasaklayacaklar soruları çözerken.. bazı insanlar altlarına bez bağlayıp giriyorlar sınava.. komik di mi?

Ha, bir de tarihi boyunca sistemden otomatik olarak ve rastgele yapılan sınav salonu belirlemesinde elle müdahale olduğu ortaya çıkıyor.. Pek çok yerde hanım kızlarımızın erkeklerden ayrı okullarda, ayrı sınıflarda sınava girdikleri ortaya çıkıyor.. Bu tür bir elle müdahale bile sınavın geçerliliğini ortadan kaldıran bir durumken, yetkililer açıklıyor "pozitif ayrımcılık yaptık" diye.. Halbuki ne kadar meraklıdır bu "zihniyet" pozitif ayrımcılık yapmaya di mi? hiç haberiniz yok muydu?

Neyse, sınav yapılıyor, ertesi gün sınava ait bir soru kitapçığı ve cevap anahtarı basına dağıtılıyor. Birileri farkediyor ki, matematik sorularının cevap şıklarında bir şifre gizli. Eğer o şifreyi biliyorsan, soruyu okumana bile gerek kalmadan, kalem oynatmadan 40 sorudan 37 tanesini doğru şekilde çözebiliyorsun.. o-ha (pardon)


Sonrası malum, sınavı yapan kurumun başındaki ilginç saçlı, komik bıyıklı bir amca çıkıyor ""ebelek"" ve ""gübelek"" yapıyor.. önce "şifre yoktur, yalan haber bunlar" diyor.. sonra aynı toplantıda "şifre vardır, biz bile bile basına verdik bu kopyayı" diyor.. peki sözel kısımlarda nasıl bir şifre vardı diye sorulunca ""hebelek"" diyor.. Yani bişeyler diyor ama, o an ne dediğini kendisi bile anlamıyor bence..
Haaa bu arada, sınav tarihinde ilk defa her adaya ayrı bir soru kitapçığı dağıtıldığı ortaya çıkıyor. Şaka gibi.. bunu da üstün bir güvenlik önlemi olarak, gururla söylüyorlar.. istediğin kişiye özel kitapçık hazırla, onu istediğin okula, salona yerleştir.. tarihin en güvenli sınavını yaptığını söyle..

daha bitmiyor..
Yine aynı ülkenin muhterem cumhurbaşkanı çıkıyor bu sefer basın karşısına.. diyor ki, "ben ilginç saçlı, komik bıyıklı arkadaşla konuştum, beni ikna etti" diyor. "Çok şahane yapmışlar sınavı, siz ikinci sınava çalışın, kafanızı yormayın böyle şeylerle" diyor..

Yürütmeden sorumlu erkin temsilcisi çıkıyor, "reis-i cumhur ikna olduysa bize ne yemek düşer?" demeye getiren bir açıklama yapıyor.. daha ne olsun..

Peki tüm bunlar olurken, her birinin zekasıyla böyle hoyratça dalga geçilirken, yönetim temsilini bu insancıklara veren bu güzel ülkenin, şahane insanları ne diyor?

"yarabbi şükür"

bir dahaki seçimde daha da yüksek oy verelim ki, yüzümüzden rahmet eksik olmasın...

"amin"

02 Mart 2011

"Hakkınızı Helal Ediyor musunuz?"

İslami cenaze törenlerinde, cenaze defnedilmeden önce namazı kıldıran hoca cemaate sorar:
"Hakkınızı helal ediyor musunuz?" diye.. cemaat de hep bir ağızdan seslenir: "helal olsun!" diye.. hatta bu soru üç defa sorulur bazen helal etme olayını perçinlemek için.
Dün de bir cenaze vardı, kalabalıkça katılımın yaşandığı. Cenaze namazını kıldıran hoca yine sordu, cemaat yine koro halinde cevap verdi...


Nam-ı değer "kayıp trilyon" davasının mahkum edilmiş sanığıydı dünkü cenazede defnedilen. Hazine bütçesinden çalınan/buharlaştırılan paranın sorumlusuydu. Hazine bütçesinde bu ülkede yaşayan hemen herkesin hakkı olduğuna göre sizlere de sormak lazım:
"Hakkınızı Helal Ediyor musunuz?"

25 Şubat 2011

Arslansın, Kaplansın Türkiye..

Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısında dile getridiği konu ve verdiği bilgiler üzerine merak edip, gerçekten de böyle bir duyuru yapmışlar mıdır diye baktım...
Yazarın da belirttiği gibi, Libya'daki Türkiye Büyükelçiliği internet sitesinden kaldırılmış bu duyuru ama Ticaret Müşavirliği sitesinden kaldırmayı unutmuşlar..
Buyrun, Libya'da olaylar patlak vermeden çok çok kısa bir süre önce, büyükelçiliğimiz tarafından yapılan duyuru şöyle:



Libyada İstikrar Var
16-02-2011
LİBYA’DA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZA DUYURU
Büyükelçiliğimiz ile temasa geçen bazı vatandaşlarımız, bazı Mağrib ülkeleri ve Ortadoğu’da yaşanan olaylar sonrasında Libya’daki asayiş durumu hakkında sorular yöneltmektedirler.

Libya’da hâlihazırda güvenlik ve istikrar bakımından bir sıkıntı yaşanmamaktadır. Bu konuda, vatandaşlarımızın müsterih olmaları tavsiye olunur. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliklerine ilişkin konular ve gelişmeler, Büyükelçiliğimizce yakından takip edilmektedir.

Libya’da iş yapan şirketlerimizin faaliyetlerinin geleceğine yönelik endişe duymalarını gerektirecek bir durumun bulunmadığı, mevcut ortamın, Libya’da gerçekleştirilmesi düşünülen ticaret, yatırım ve müteahhitlik faaliyetlerinin hayata geçirilmesinde bir engel teşkil etmediği değerlendirilmektedir.

Her hal ve kârda, vatandaşlarımızın, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da acil durumlarda derhal Büyükelçiliğimize haber vermeleri önemle rica olunur. (Büyükelçilik tel.no: 021.340.11.40, Büyükelçilik Müsteşarı Ertuğrul Demirci Cep tel.no: 091.831.28.71)

Tüm vatandaşlarımıza ve şirketlerimize saygıyla duyurulur.


T.C.Trablus Büyükelçiliği

Muhtemelen oradan da yayından kaldıracaklardır birazdan apar topar diye internet sitesinin ekran görüntüsünü de aldım...
Son iki gündür gazetelerde bir zafer havasıdır esiyor. İşte İngilizler bile birşey yapamamış ama biz vatandaşlarımızı çıkarıyormuşuz oradan filan diye.. 25.000'in üzerinde Türk vatandaşının bulunduğu söyleniyor Libya'da. Şimdiye kadar herhalde birkaç bin tanesi getirilmiştir, getirilmeye devam edecektir.. Zaten yapılması gereken birşeyi bir kahramanlık hikayesine dönüştürmeden önce, yukarıdaki duyuru gibi bir skandalı açıklamaları gerekiyor. Bu ülkenin istihbarat birimleri ne iş yapmaktadır.. Neredeyse sokaktaki her vatandaşın bile tahmin ettiği gibi bölge ülkelerinin hepsinin karışacağı ortadayken, böyle bir duyuru yapmak ya dünyanın en büyük istihbarat fiyaskolarından birisini, ya da kendi vatandaşlarını bile bile tehlikeye atan bir sorumsuzluğun yani daha büyük bir fiyaskonun göstergesidir. Bu duyuru yapılmasa belki pek çok kişi günler öncesinden ülkeyi sorunsuz bir şekilde terk edecekti zaten, gereken önlemlerini alarak.


Yazıklar olsun.. hem bunu yapanlara hem de şimdi kahramanlık destanları düzen zavallı basın parçacıklarına..
ucuz kahramanlar

24 Şubat 2011

Büyükşehir Küçük 1 TL :)

Bir KÜF Project uygulaması:
Kuğulu Alt Geçidi Pisuvar Eylemi :)


Eylemle ilgili bir de not KÜF'ten:
Bi’ pisuarı eksik Kuğulu alt geçidi. İşe bak! Kalitesiz, çirkin, 3. Dünya fıskiyeleri. İşe bak! Zincirlerle çevrilmiş, yaya trafiğine kapatılmış meydanlar. İşe bak! Açık hava otoparkına çevrilen Tunalı Hilmi Caddesi, yoktan var edilen sektörler, rantlar. İ...şe bak! En yakını şehir merkezine 20km uzaklıkta bulunan parklar, bahçeler. İşe bak! Büyüdüğümüz kaldırımların yerini alan, sıradan, zevksiz alışveriş merkezleri. İşe bak! Her seçim öncesi telaşla kurulmuş hayallerin urunu projeler, asla gerçekleşmeyeceği bilinen fantastik vaatler. İşe bak! Fahiş karlarla satılan belediye hizmetleri, işlevsiz demir yığınları. İşe bak! Hafızasını kaybetmiş, ruhunu yitirmiş bir kent. Ve karşınızda Avrupa Konseyi ödüllü şehir (!), Ankara. İşe bak! İşe! BÜYÜKŞEHİR KÜÇÜK 1 TL
Adını bu video ile duydum bu grubun, çok başarılı buldum eylemlerini.. Çok yakışmış pisuvar o alt geçide, ellerine, akıllarına sağlık, devamını dileriz :)
Ben böyle sanatın gözünü seveyim :)

20 Ocak 2011

Tıksırıncaya Kadar....da, içecek miyiz, yiyecekler mi?

T.C. Başbakanı, bir kaç gün önce, içki yasaklarına gelen tepkilerle ilgili bir açıklama yaparken şöyle bir cümle kurdu:
....8 yıldır kimin yaşam tarzına müdahale ettik? Kimin yaşamına, giyimine kuşamına müdahale ettik? Herkes istediği gibi giyiniyor, istediği gibi eğleniyor, istediği gibi içiyor, hangisine dedik ki, sen ne kadar viski içiyorsun, şarap içiyorsun, ne kadar bira tüketiyorsun? Böyle bir derdimiz oldu mu? Iksırıncaya tıksırıncaya kadar içiyorlar...
Şimdi bir başbakanın, içki içen vatandaşları için böyle ifadeler kullanmasını tartışmaya gerek yok, çünkü nafile tartışmalar bunlar. 8 yıldır yaşadıklarımız bize başbakanın üslubu hakkında yeterince deneyim sağladı. (bkz. "ananı al da git", -hakkını arayan işçiler için "hırsız bunlar",  -şehit ailelerine: "askerlik yan gelip yatma yeri değildir", vb..) O sebeple biz başbakanın hizmet ettiği halka karşı kullandığı bu üsluptan çok, kullandığı tabiri doğru yerde mi kullanmış ona bakalım.
"tıksırıncaya kadar" tabiri, pek çok kişinin de bildiği ve dilimize yerleştiği üzere, üstad Tevfik Fikret'in Han-ı Yağma şiirinde kullanılmıştır.
Tevfik Fikret (1867-1915)

Han-ı Yağma

Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazi!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...


Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;

Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!


Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Tevfik Fikret

Şimdi T.C. Başbakanının bu tabiri kullanması için aklıma gelen tek bir kelime var, manidar.

Biz tıksırıncaya kadar içiyoruz, bu arada birileri de tıkrısıncaya, çatlayıncaya kadar yiyorlar..
memleket manzarası bundan ibaret...

afiyet olsun.....

Not: bu konuyu irdeleyen çeşitli yazılar çıktı basında, ben denk geldiklerimi aşağıya ekleyeceğim:
http://www.red.web.tr/site/haber_detay.asp?haberID=573
http://www.milliyet.com.tr/tiksirincaya-kadar-icmek-/hasan-pulur/yasam/yazardetay/20.01.2011/1341631/default.htm

11 Ocak 2011

Yetmez Ama!... dahası lazım..

Balık hafızalı toplumumuz sağolsun, çok kolay unutuyoruz herşeyi... Belki ileride dönüp bakmak gerekir diye, yakın tarihteki bazı gelişmeleri not edelim. Tüm bu adım adım gelişmeleri 2010 yılında yapılan kritik anayasa değişikliği referandumunda "yetmez ama evet!" diyen liberal-muhafazakar kitleye adıyoruz:

(Bu post, benzer olaylar eklendikçe güncellenecek ve canlı tutulacak)
  • Temmuz 2009, Topkapı Sarayı-İstanbul: İdil Biret konseri "Alperen Ocakları"na mensup yaklaşık 50 kişilik grubun sopalarla saldırısına sahne oldu. Konser resepsiyonunda içki içilmesini bahane eden topluluk, etkinliği bastı.





  • Eylül 2010, Tophane-İstanbul: Bir sanat galerisi 20 kişilik grubun saldırısına uğradı. İddiaya göre, davette içki içildiğini gerekçe gösteren saldırganlar galerinin camlarını kırdı, davetlilere saldırdı. Olayda 5 kişi yaralandı. Aynı caddede 2 galeriye daha zarar verildi. Olayla ilgili gözaltına alınan 7 kişi daha sonra serbest bırakıldı. 
  •  Ocak 2011, Bornova-İzmir: Bornova Belediyesi şehir tiyatroları oyuncuları ve teknik ekibi, 2 ocak pazar gününün akşamında prova aldıkları tiyatro binasının içinde sopalı ve bıçaklı bir saldırıya uğradılar.. biri ağır yaralı olmak üzere, bir çok tiyatro emekçisi darp edildi, yaralandı, ve en önemlisi büyük bir psikolojıik yıkım yaşadılar. çünkü onlar, izmir ilinin en yoksul semtlerinden biri olan altındağ mahallesinde tiyatro yapıyorlardı. hem de öyle büyük bilet paralarıyla zenginleşmek için değil, yoksul insanların da tiyatro izlemeye hakkı var diyebilmek ve bunu eyleyebilmek için.. ama olmadı..

  • Ocak 2011, Mersin: Mersin'deki Nevit Kodallı Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi'nde erkek ve kız öğrencilerin birbirlerine 45 santimden fazla yaklaşmaları yasaklandı. Okulda yemekhaneler ayrıldı, sıraların önüne etek giyen kız öğrenciler için ek tahta yapıldı.

  • Ocak 2011, Kars: T.C. Başbakanı halen yapımı devam eden ve insanların dostluğunu simgeleyen bir sanat eseri için "ucube" ifadesi kullandı ve derhal yıkılmasını emretti. Heykelin önümüzdeki günlerde Taliban tarzı yıkım görüntüleri eşliğinde yıkılması planlanıyor.

 
  • Ocak 2011, İstanbul: Muhteşem Yüzyıl isimli dizi, bir grup osmanlı sevdalısı tarafından saldırılarla protesto edildi. SAADET Partisi ve Anadolu Gençlik Derneği üyesi bir grup, geçtiğimiz çarşamba günü Show TV ekranlarında yayına giren "Muhteşem Yüzyıl" adlı diziyi düzenledikleri yürüyüş ve basın açıklamasıyla prostesto ettiler. Mehteran eşliğinde gerçekleşen yürüyüşte bazı göstericiler, tarihi gerçekleri yansıtmadığını öne sürdükleri dizinin yol üzerinde gördükleri bilboard ve reklam panolarınındaki afişlerini yırtarak yumurta attılar. Osmanlı padişahının haremi ve günlük hayatı ile ilgili bazı gerçekleri sindiremeyen gruplar, dizinin yasaklanmasına yönelik kampanyalar başlattılar.