eğlencelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğlencelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2011

Büyükşehir Küçük 1 TL :)

Bir KÜF Project uygulaması:
Kuğulu Alt Geçidi Pisuvar Eylemi :)


Eylemle ilgili bir de not KÜF'ten:
Bi’ pisuarı eksik Kuğulu alt geçidi. İşe bak! Kalitesiz, çirkin, 3. Dünya fıskiyeleri. İşe bak! Zincirlerle çevrilmiş, yaya trafiğine kapatılmış meydanlar. İşe bak! Açık hava otoparkına çevrilen Tunalı Hilmi Caddesi, yoktan var edilen sektörler, rantlar. İ...şe bak! En yakını şehir merkezine 20km uzaklıkta bulunan parklar, bahçeler. İşe bak! Büyüdüğümüz kaldırımların yerini alan, sıradan, zevksiz alışveriş merkezleri. İşe bak! Her seçim öncesi telaşla kurulmuş hayallerin urunu projeler, asla gerçekleşmeyeceği bilinen fantastik vaatler. İşe bak! Fahiş karlarla satılan belediye hizmetleri, işlevsiz demir yığınları. İşe bak! Hafızasını kaybetmiş, ruhunu yitirmiş bir kent. Ve karşınızda Avrupa Konseyi ödüllü şehir (!), Ankara. İşe bak! İşe! BÜYÜKŞEHİR KÜÇÜK 1 TL
Adını bu video ile duydum bu grubun, çok başarılı buldum eylemlerini.. Çok yakışmış pisuvar o alt geçide, ellerine, akıllarına sağlık, devamını dileriz :)
Ben böyle sanatın gözünü seveyim :)

05 Ocak 2011

Pastafaryanizm Kutsal Kitabı Kitapçılarda



İlk defa bir dine ait kutsal kitaba, birinci baskısından erişme şansı mevcut:
Uçan Spagetti Canavarının Kutsal Kitabı (Türkçe olarak) bu sene çıktı..
Baskıcı semavi dinlere ve yaratılış safsatasının bazı okullarda ders olarak okutulmasına tepki olarak doğan pastafaryanizme ait kutsal kitap sonunda Türkiye'de de yayınlandı.. Türkiye'deki pastafaryanların gözü aydın :)
Kitaba hemen hemen tüm kitapçılardan erişebiliyorsunuz.. henüz bozulmamış tek kutsal kitap sonuçta...



Dünyada bilinen en eğlenceli dinlerden birisinin kutsal kitabında musevilerin 10 emir'ine benzer şekilde 8 tane "yapmazsanız çok memnun olurum" maddesi var. Kutsal kitaba göre uçan spagetti canavarı, korsan kaptan mosey’ye on taş tablete yazdığı öğütlerini göndermiş, fakat tabletlerden ikisi dağdan indirilirken kırılarak geriye sekiz tanesi kalmıştır.

  1. ilahi eriştevi şahsımdan bahsederken, “en dindar benim” diyen dangalak sahte sofular gibi davranmazsanız çok memnun olurum. bazı insanlar bana inanmıyorsa, sorun değil. cidden, o kadar da kibirli değilim ben. üstelik bu onlarla ilgili değil, konuyu değiştirmeyin.
  2. varlığımı başkalarına zulmetmek, onları baskı altına almak, cezalandırmak, bağırsaklarını deşmek ve/veya, ne bileyim, onlara kötü davranmak için kullanmazsanız çok memnun olurum. kendinizi ya da başkalarını kurban etmenizi beklemiyorum, ayrıca saflık içme suyu için geçerli bir niteliktir, insanlar için değil.
  3. insanları görünüşlerine veya kılık kıyafetlerine, konuşma biçimlerine ya da… neyse işte, neticede kardeş kardeş oynayın, tamam mı? ha, bir de şunu o kalın kafalarınıza sokun: kadın = insan. erkek = insan. aynı yani. biri öbüründen daha iyi değil, tabii mevzubahis moda olmadığı sürece – çünkü üzgünüm ama modayı kadınlara ve camgöbeğiyle fuşya arasındaki farkı bilen erkeklere vermiş bulunuyorum.
  4. size ya da ruhen ve bedenen rüşte ermiş gönüllü partnerinize yakışıksız gelen davranışlarda bulunmazsanız çok memnun olurum. itirazı olanlara tabiri caizse “sittirin” diyeceğim, ki bunu yakışıksız bulmaları halinde televizyonu bir zahmet kapatıp değişiklik olsun diye yürüyüşe falan çıkabilirler mesela.
  5. başkaları hakkında bağnaz, kadın düşmanı, nefret dolu fikirler besleyenlere aç karnına kafa tutmazsanız çok memnun olurum. önce yemek yiyin, pezevenklerin peşine sonra düşün.
  6. ilahi eriştevi şahsım adına milyonlarca dolarlık kiliseler, tapınaklar, camiler, mabetler inşa etmezseniz çok memnun olurum. o parayı şu işlerden birine harcamanız çok daha iyi (istediğinizi seçin): a. yoksulluğa son vermek. b. hastalıkları tedavi etmek. c. barış içinde yaşamak, tutkuyla sevmek ve kablolu televizyonun ücretini azaltmak. kompleks karbonhidrattan oluşan âlimi mutlak bir varlık olabilirim, ama hayattaki basit şeylerden keyif alıyorum. bir bildiğim vardır herhalde. ben yaratıcıyım ne de olsa.
  7. sağda solda insanlara sizinle konuştuğumu söylemezseniz çok memnun olurum. o kadar ilginç değilsiniz. aşın artık bunları. size diğer insanları sevmenizi söyledim, jeton düşmedi mi hâlâ?
  8. şayet ziyadesiyle deri / kayganlaştırıcı / alengirli zımbırtının dahil olduğu taraklarda beziniz varsa, başkalarına size davranılmasını istediğiniz gibi davranmazsanız çok memnun olurum. ama şayet karşı tarafın da o taraklarda bezi varsa (bkz. madde 4), o zaman tadını çıkarın, resim çekin ve n’olursunuz prezervatif kullanın! filvaki, bu dediğim bir lastik parçasından ibaret. neticede o işi yaparken zevk almanızı önlemesini isteseydim alete diken falan eklerdim.
RAmen

Kitap ve Pastafaryanizm hakkında detaylı bilgi şurada:

14 Haziran 2007

sudoku


sevenler için cosmopolis'te sudoku widget hizmete girdi.. sağdaki menüden ulaşabilirsiniz.. iyi çözümler..

09 Haziran 2007

hafta sonu

zor ve kötü geçen bir haftanın sonunda, küçük de olsa neşe olsun:

08 Mayıs 2007

Fok vardı, bir de kuş

"Alkoller aldım bu gece" Atilla Atalay'ın "Fok vardı,bi de kuş..." hikayesinin harika cümlesidir.. içki içerken sık sık tekrarladığım cümledir aynı zamanda.. zaman zaman okuyup, bolca güldüğüm güzel hikaye:
Bi cümle kurucam ama.. yani aslında beynimde kurdum da, asıl sorun söylemekte... Kim bilir nasıl konuşuyorum.. Susayım en iyisi.. Birileri bana bakıyo mudur acaba? Her neyse, onlar kendilerine baksınlar; herkes kelle.. Alkoller aldım bu gece.. Onlar ki üç bağlı karbon atomuna bir ya da daha fazla hidroksil grubunun bağlanmasıyla nitelenen bileşiklerdir.. Ulan nerden geldi şimdi bunlar aklıma. Elalem unutmak için içer, ben niye lise son kimya bilgileri dahil tuhaf şeyleri hatırlarım...

Ve fakat Sedat nerde? Ben buraya onunla bir şey konuşmaya geldim, nitekim konuştuk da.. sonra o burdaki arkadaşlarına daldı.. ben sıkıntıdan alkoller içtim. Şimdi yerimden kalkıp herifi arayacak gücüm yok.. hayır kalkarım kalkmasına da.. Yok ama, kalkamam.. Her neyse, şimdi cümle tamam, kurdum onu.Yanımdakilere Sedat nerede diye soracağım. Fakat hedefi doğru saptamak gerek. Yakın çevremde aynı gözlük çerçevesi ve saç traşına malik beş adam var (sıfır ense traşı, yarım çerçeve ince beyaz gözlük) Bunlardan biri Sedat'ın arkadaşıydı... Keşke ayıkken üstüne işaret falan koyaydım. Hangisiydi... Konuşmalarından bir şeyler çıkarmaya çalışıyorum. Bi tanesi Akdeniz fokları üzerine bi belgesel çekip TRT2’ye satmayı planladığını anlatıyor. Bu diil... Bir daha karıştırmamak için fokçu adamın ayakkabılarına baktım. Kahverengi süet. Evet, fok belgeselcisini ayakkabısından beynime işaretleyip Sedat'ı soracağım insanlar listesinden attım. Fokçunun karşısındaki kendi gibi olan adam "şimdilerde gece kuşu formatında riıl taym, yolk şov çok reyting alır, dimi foklara şeettirmezsem... Salak dörtgöz. Gitti mi? Yok, hala burda. Ayakkabısından tanıdım, galiba...

Sedat'ı bulucam, o barmene bi kahve söyliycek, sonra taksiye götürecek beni, gazlayıp kaçıcam buralardan.. Yazık ki şu anda bunları tek başıma yapabilecek teknolojiye sahip değilim.. Nasıl sarhoşum.. Oysa, şuradaki foklardan kuşlardan daha usturuplu bilirim ben içmeyi.. Pirinden öğrendim, dayımdan.. Zarhoş Zeki'den.. Onüç yaşındaydım.. Alabildiğine yeşil, kocaman bir bahçedeydik.. Birileri, birileri daha. Dayım, bağdan henüz topladığı üzümleri derede yıkarken suda buğulanan rakı şişesini gösterip sen hiç rakı içtin mi yeğenim dedi. Sofradayız, sonra... Zeytinyağlı fasülyeler, peynirler, patlıcan kızartması.. İlk rakımın ilk yudumunu aldım. Öyle güp diye atmak yok, dedi. "Önce zeytinyağlı yiyip altlık yapacaksın. Rakıyı terbiye eden zeytinyavı. Arkasından peyniri, salatanı lokma lokma.. Ardından bi yudum su, sonra aslan sütü. Yoksa ölüyon zannedersin, rakı dünyayı dae edüverü adam. Hadi bakyın..."

Olmadı ama.. Sofrada dayımın arkadaşlarından biri "Hasta kalbimde yanan derdi niçin anlamadın.. Seni Leyla diye sevdiydim, siyah gözlü kadın" şarkısını söylerken, hayatımda içtiğim ilk rakı etkisini gösterdi.. Hüngür hüngür ağlamaya başladım.. Durduk yere o şarkı benim oldu.. Henüz siyah gözlü bir kadın yokken, ben onüç yaşımdayken.. Ağladım işte..

Sedat nerde peki? Söylediğine göre başından beri oradaymış. Bulunduğum taburede biyerlere giden benmişim. O yanıbaşımda oturup duruyomuş. Arada bir bana seslenmiş, duymamışım bile. Bir de sürekli ayakkabılarına bakmışım, buna bir anlam verememiş. Gülerek sürdürdü, sol yanımdaki adama fok taklidi yapmışım sonra... Derken bilmediği bir şarkı mırıldanıp ağlamışım. Suç bende abi, dedi Sedat.. "Aç karnına götürmeyecektim seni o bara.. Paşa paşa yemeğimizi yiyip sonra kutlıycaktık doğumgününü... Hem daha karı kız işimiz vardı... Hızlı gidip sakatladın kendini. Bana bak lan, zaman öylesine geçip gidiyo tripleri mi yoksa? Sahi kaç yaşında oldun sen şimdi?" Akşamdan kalma kırmızı gözlerimi ayakkabılarına dikip “dün gece onüç oldum" dedim. "Farkındayız, dün gece fok da oldun sen zaten"

Bu hikaye ve Atilla Atalay'ın diğer seçme hikayeleri için kaynak: http://www.atillaatalay.netfirms.com

istiyorum.. (yeni oyuncak)

bu oyuncaktan istiyorum :))

16 Nisan 2007

scuba


Bu hafta sonu teorik eğitimine katıldığım scuba dalışı için haftaya 3 günlüğüne marmarise gidiyorum.. uzun zaman önce niyetlendiğim ama bir türlü fırsat bulamadığım yeni bir merak... umarım herşey yolunda gider, işi kıvırabilirim ve huzurlu sualtı dünyasında arada sırada yerimi alabilirim...


not: fotoğrafların kaynaklarını not etmeyi unuttum :((.. tekrar bulabilirsem yazacağım..

15 Şubat 2007

Guinness


Güzel bir dizi izlerken, özenle soğutulmuş Guinness biranı yudumlamak ne kadar güzel!.. Burda reklam yapıyor gibi oluyor ama, hakediyor... (bence) dünyanın en iyi birası.. Uzun zamandır Türkiye'de satılmasını bekliyorduk.. Yaklaşık 1 senedir nadir de olsa, bulunabiliyor Guinness... Buldukça alıp, içiyoruz.. Yalnız, arkadaşlardan ve satıcılarından duyduğum kadarıyla ithalatçısı artık getirmemeye karar vermiş.. Sanırım beklediği getiriyi sağlamayınca vazgeçtiler.. Kalan stokları tüketmekle meşguluz.. Umarım bu haber asılsız çıkar, hatta biran önce yaygınlaşır da buluruz istediğimiz zaman biramızı.. En son Ansera Migros'dan aldım... Yukardaki fotoda görülen bardağın da son yudumlarını alıyorum şimdi.. Lezizz :)

13 Şubat 2007

doğru söze ne denir?

"hayat, cinsel yolla bulaşan ölümcül bir hastalıktır"

Sevgili Shaman'ın bugünkü MSN kişisel mesajında gördüğüm, beğendiğim söz..
AIDS için kullanılan bir slogan bildiğim kadarıyla ama "hayat" için de "cuk!" oturmuş, güzel bir tanım olmuş.

02 Şubat 2007

nostalji

bugün bir arkadaşım aşağıdaki videolardan birinin linkini göndermiş mail ile, onu görünce aklıma gelen başkalarını aradım filan derken.. nostaljik bir buket:









youtube ve paylaşımcılar sağolsun...daha niceleri geliyor insanın aklına
bu ve benzeri nostaljik videoları güzel bir şekilde derlemiş bir youtube kullanıcısının adresi/kanalı

23 Haziran 2006

göz yakan şampuan..

bebek ve küçük çocuklar için göz yakmayan şampuanlar var.. peki bizim kullandığımız şampuanlar niye göz yakıyor?.. insanlara büyüdüklerini hatırlatmak için mutlaka acı çektirmek mi gerekiyor her alanda... varsa böyle bir teknoloji, neden tüm şampuanlarda yok!!!

16 Haziran 2006

Hotbird uydusunu vuracak delikanlı aranıyor

Bu aralar yeni konu girmeyeceğim demiştim ama sabah bu e-postayı alınca, milli bir görev olarak duyurmak istedim.. Biz konuyla ilgli enstitüde gerekli altyapı çalışmalarına başladık, bu konuda destek vermek isteyenler olursa diye buradan da duyurayım istedim... e-posta bana geldiği şekli ile, aynen şöyle:

From: Turkish Digital Anti Terror Team
Sent: 16 Haziran 2006 Cuma 22:45
To:
Subject: [Spam]Hotbird uydusunu vuracak delikanli araniyor.
Importance: High

Bilindiği üzere pkk domuzunun semirme sebeplerinden en büyüğü uydu üzerinden yapılan özgür terör propagandasıdır. Bunu yaparkende teröristi mağdur gösterdiği ,devleti ve Türk milletini vahşi katilller olarak gösterdiği. Milleyetçilik yaklaşımıyla ve kürtçe diliyle kürtleri tesir altına aldığı su götürmez bir gerçektir. Eğer uydu yayını büyük büyük koltuklarda oturan küçük küçük idarecilerimiz tarafından yıllar öncesinden engelleyebilseydi bu durumlar belki de hiç yaşanmayacaktı. Askeriyenin ve hükümetlerin birinci vazifesi olan halkın emniyetini sağlama işi sadece terörist yakalamak ve öldürmekle sınırlı değildir. Asıl önemli olan terörün kaynaklarından olan ve yayılmasında en önemli faktör olan uydu yayınıdır. O kadar uyarılara rağmen pkk gibi kanlı para sahibi bir müşteriyi kaybetmek istemeyen ve her şeyden önemlisi pkk yı ve yaptığı katliamları sevinçle izleyen Türk ve insanlık düşmanlarının bizim gördüğümüz zarara ortak olmaları gerekmektedir.Biz kurtuluş savaşında vermediğimiz şehidi teröre verdik ama insanlık düşmanları bir türlü pkk yı uydularından kovamadılar ;O ZAMAN BİZ UYDULARINI BAŞLARINA YIKALIM. EĞER 1 TANE UYDUYU VURUSAK VEYA HACKLEYEBİLİRSEK KİMSE BUNDAN SONRA PKK YA UYDU VERMEYECEKTİR.

Şu anda pkk ya hizmet veren ve illegal ahlaksız kanallara ev sahipliği ile bilinen hotbird adlı uydu lazer ile vurulmayı çoktan haketmektedir. Yerden yhavaya veya havadan yere çok güçlü lazer demetleri gönderilebildiği bir gerçektir. Veya hotbird firmasının veya uydusunun her hangi bir şekilde yüksek zarara uğratılması şarttır. Nasıl hackerlar web sayfası veya e-mail hackleyebiliyorsa ,nasıl izinsiz olarak bazı yerlere erişim sağlayabiliyorsa bu uydular içinde aynen geçerlidir. Mesela bir kişi serveri ele geçirse bu server hackerdan geri alınabiliyor çünkü fiziki olarak müdahale edilebiliyor. Ama uyduyu ele geçiren bir hackerin elinden uyduyu geri almak hiçte kolay olmayacaktır. Çünkü uyduya fiziki müdahale şansı yoktur. Buradaki kıymetli arkadaşlara bu mesajı yazmamım sebebi bu konu üzerinde ufuklarını açmak içindir. Uydular konusunda elektronikçiler fizikçiler astrofizikçiler ve bilgisayar proğramcıları ortak olarak çalışıyorlar. Uzay ve havacılık ayrı bir kategori olabiliyor ancak yörüngeye oturtulmuş bir uyduya zarar vermek tahmin ettiğinizden zor değil. Belki bu devletin işi belki bu askeriyenin işi ama bizimde Elimizden gelen bir şey varsa mutlaka yapmalıyız. Benim düşüncem şudur ki hotbird uydusu etkisiz hale getirilmelidir. Bazıları bana tepki göstererek koskoca uydu bir kanal için vurulurmu düşürülürmü tarzı benden çok uyduyu destekler ifadeler kullandılar ,Arkadaşlar tohumuna paramı verdik? Düşürebilsem 1 dakika beklemem. Bize Kurtuluş savaşından fazla şehit verdiren pkk nın günahı büyüktür uydu bunu taşıyamaz. Eğer böyle suçlu bir terör örgütüne uyduda kanal tahsis edilebiliyorsa o uydu ben vururum ,İMKANI OLUPTA VURMAYAN ŞEREFSİZDİR.
..........................

Hotbird satalite was given support pkk armenian terrorist which have killed more than 50000 people in Turkiye.

We have to sabotage hotbird satalite and hack it or destroy.

hotbird boss are real bitch son because illegal all tv channels and illegal porn in it.

Digital Anti Terror Team

Best Regards



ehhee hehe, yok yaf dayanamadım, gülmeden yayınlamayı beceremedim.. :)

"hotbird boss are real bitch son.."
"İMKANI OLUPTA VURMAYAN ŞEREFSİZDİR"
"Bazıları bana tepki göstererek koskoca uydu bir kanal için vurulurmu düşürülürmü tarzı benden çok uyduyu destekler ifadeler kullandılar"

amaç saf, haklı ve doğru olsa da; önerilen eylem ve bunun dile getiriliş şekli malesef çok ama çok komik olmuş... ilahi diyorum...

Buradan son kez yetkililere sesleniyorum; "İMKANI OLUPTA VURMAYAN ŞEREFSİZDİR"

01 Haziran 2006

mars'ta kurban bayramı kutlamaları...

dün akşamüstü başka bişey ararken, önceki sene sevgili Murat'ın (a.k.a copcop) göndermiş olduğu kurban bayramı tebriğine rastladım.. Copcop şu an NY'da, nerdeyse 6 senedir görüşemedik, arada sadece telefon ve mail ile haberleşebiliyoruz.. Kendisini çok özledik, özlem gidermek, hem de bir merhaba demek için bayram tebriğini burda anmak istedim... (küçük bir sansürle tabii)

post'u birkaç copcop repliği ile bitirelim:
bilmukabil cümlemiz...
yakalayın yeşil ışığı, hesaplı parlak bulaşığı..
eller, eller eller...
kumruları dinledim susuverdiler :)

14 Mayıs 2006

Saat: 20:45

başlıkta 20:45 yazsa da, şu anda saat 21:18...
ama sonuçta saat 20:45....
kutlu olsun :))

fenerbahçe'ye de bu kadar çekişmeli ve kaliteli bir sezon için tebrikler ve teşekkürler tabii..

27 Nisan 2006

Cin Ali

Cin Ali'nin hastasıyız... ilkokuldayken nefes kesen maceralarını takip ederdik.. sanırım bendeki çizgi roman merakı da o zamanlardan kalma.. her ne kadar primitive olsa da, kendine özgü çizim stili ile hala hayranlık duyduğum bir seridir..
Geçenlerde gezinirken zevk diyarı isimli sitede cin ali serisinden iki hikaye olduğuna rastladım. cin ali'nin topacı ve cin ali ile berber fil. Zevkle okudum tabii ikisini de.. Umarım diğer maceralarını da görürüz bi yerlerde..


Ama bu arada cin ali'ye ilişkin bişi daha hatırladım. Resimlerin üstünde hikayeyi destekleyecek şekilde (kırbaç, at, fil, vs..) gibi açıklayıcı notların olması.. yine çok sevimli geldi..